Time dergisi 2024’te yılın kişisi olarak Donald Trump’ı seçti. Time’ın tercihinin doğruluğu bu yazının konusu değil. Fakat birçok insan yılın asıl kişisinin Gisele Pelicot olması gerektiğini söyledi. Gisele Pelicot böylece belki daha fazla kitleye ulaşabilir ve kadınlara daha fazla güç verebilirdi. Time’ın yapmadığını ben yeni yılın ilk sayısında yapmak istedim. Günebakan henüz Time dergisi kadar etkili olmasa da ben bu bültende yılın kişisi olarak Gisele Pelicot’u seçiyorum.
Gelin bu ay güne bir kadının mücadelesi üzerinden bakalım…
Gisele Pelicot Mücadelesi
Gisele Pelicot, dünyanın en cesur insanlarından biri. Kocası tarafından kendisine ilaç verilerek çok sayıda erkeğin tecavüzüne uğradığını yıllar sonra öğrenen ve hak mücadelesi veren bir kadın.
Dominique Pelicot, (eski) eşine ilaç veren ve diğer erkeklerin karısına cinsel saldırıda bulunmasını organize eden bir adam. Bu erkekleri bir internet sitesi üzerinden buluyor ve bu anları videoya kaydediyor. Nerdeyse 10 sene süren bir istismar. Gisele Pelicot’un bu durumdan haberdar olması ise başka bir kadının taciz edilmesi üzerine ortaya çıkıyor. Dominique Pelicot’un, bir kadının gizlice fotoğraflarını çekmesi üzerine gerçekleştirilen soruşturmada bilgisayarında eşinin tecavüze uğradığı videolar keşfediliyor. Gisele Pelicot’un 72 erkek tarafından en az 92 kez tecavüze uğradığı tespit ediliyor. Gisele ise bundan 2020 yılında polisin kendisine seks hayatı ile ilgili soru sormasıyla ve kendi fotoğraflarını ona göstermesiyle haberdar oluyor. 10 yıl boyunca kendisine haberi olmadan gerçekleştirilen saldırıları yıllar sonra tekrar yaşıyor ve mücadele etmeye karar veriyor. Bu videolar arasında yalnızca Gisele de yok. Kendi kızının, gelinlerinin ve diğer suçlu Jean-Pierre Marechal’ın eşinin fotoğrafları da var. Bu kişiler de fotoğraflarının çekildiğini bu dava sebebiyle öğreniyorlar. Toplamda 20 bin fotoğraf ve videodan bahsediyoruz.
Mahkeme sürecinde 51 sanık yargılandı. Aralarında 25 yaşından 72 yaşına kadar farklı mesleklerde kişiler var. Bu yargılamalarda diğer sanıklar fantezi gerçekleştirdiklerini zannettiklerini söylese de Dominique Pelicot herkesin her şeyi bildiğini söyledi. Bir de tabii Dominique’in kendisini manipüle ettiğini söyleyenler de var. Dominique suçu çocukluk travmalarına atıp itiraf etti ve bir de ailesinden af diledi. Dava, 19 Aralık 2024’te sonuçlandı ve Dominique Pelicot’a 20 yıl diğer 50 sanıklara da çeşitli suçlardan farklı cezalar verildi. Bir kısmı bu cezaları temyiz etti. Yargılama sırasında gazetelerde tam ismi yayınlanmayan bu kişilerin isimleri artık her yerde.
Gisele dava sonrasında mücadelesini kendisi, çocukları ve özellikle torunları için verdiğini söyledi. Bu davanın tüm dünyayı sarsmanın sebeplerinden biri Gisele’in gizlilik hakkından feragat etmesiydi. Mahkeme sürecinde bazı sanık avukatları kendisine teşhircilik eğilimleri olup olmadığı sorulduğunda tecavüz mağduru kadınların neden suçlamada bulunmadığını anladığını söyledi. Mağdura suç atmaya çalışan zihniyete karşı 72 yaşındaki Gisele, tüm kadınlara suçlunun tecavüze uğrayan olmadığını anlattı. Kendisine neden soyadını hala kullandığı sorulduğunda ise torunlarının soyadlarından utanmamasını ve bu soyadının mücadele ile hatırlanmasını istediğini söyleyerek bir kez daha ders verdi.
Gisele dava sonrasında tüm erkeklerden nefret ediyorum diyebilirdi; fakat birlikte mücadele edeceğiz dedi.
Üzerine Düşünmemiz Gerekenler
Evlilik içi tecavüz tecavüzdür. Biriyle evlenmek için rıza göstermiş olmanız bedeninizin eşinize ait olduğunu göstermez. Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de bazı kişiler evli kadınların kocalarına hayır deme haklarının olmaması gerektiğini söylese de bu bizim ülkemizde de suç. Tabii cinsel saldırı suçu eşe karşı işlendiğinde bu mağdurun şikayetine bağlı. Bunu şikâyete tabi olmasının değerlendirmesini ceza hukukçularına bırakıyorum.
Suç söz konusuysa kolluk kuvvetlerinin karı koca arasına girmesi gerekir. Bu davanın ortaya çıkışını okurken bizdeki bazı polislerin şiddete uğrayan kadınları kocalarıyla barıştırma çabaları aklıma geldi. Dominique’in bilgisayarlarında bulunan videolara karı koca arasına girilmez diye önem atfedilmeseydi Gisele haklı mücadelesini veremezdi. O yüzden de tüm kolluk görevlilerinin kadın hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda eksiksiz bir eğitim alması şart.
Cinsel saldırı suçu sıradanlaştırılamaz. Bu süreçte haberlerde sanıkların aslında ne kadar sıradan insan oldukları yer aldı. Hepimizin mesleklerini yapan hepimiz gibi ailesi olan insanlar. Yani “sıradan” insanlar. Suçluları belirli bir mesleğe ya da eğitime indirgemekten bahsetmiyorum. Bu insanlar cinsel saldırı suçunu işleme iradesini gösterdi ve bu irade sıradan bir irade değil. Bu yüzden de aslında normalleştirmemeli ve bunun sıradan olmadığını göstermeliyiz.
Suç, cinsel saldırıya uğrayan kadınların değildir. O saatte orada ne işi varmış? Neden o kadar kısa etek giymiş? Onun gibi adamla neden evlenmiş? Adamı ne yapmış da teşvik etmiş? Daha önce kimlerle kaç kez birlikte olmuş? Bu sorular cinsel saldırı haberi okuduğumuzda Türkiye’de karşılaştığımız sorular. Bu sorular “ama” demeden mücadele etmemiz gereken sorular; çünkü buradaki suçlu biz kadınlar değiliz.
Cinsel saldırı ile mücadele etmek için güvenilir bir adalet sistemi gerekir. Fransa’da adalet sistemi ya da yargıya güven nasıl bilmiyorum. Dava sonucunda verilen bazı cezaların yetersiz bulunduğu da yazıldı. Fransız hukuk sisteminin bazı düzenlemelerde geç kaldığı da paylaşıldı. Gisele Pelicot’un Fransız yargısı hakkındaki düşüncesini de bilmiyorum. Fakat gizlilikten feragat etmesinin arkasında yargı sürecine güvendiği hissi olduğuna inanıyorum. Bu arada, bu haktan feragat edilmesi gerekir demiyorum. Mücadele etmek isteyen bir kadın mücadelesini istediği şekilde gerçekleştirebilir. Burada demek istediğim yargının cinsel saldırı suçu failinin yanında saf tutmadığını, kadının cinsel özgürlüğünü ve vücut bütünlüğünü tanıdığını, meseleyi “toplum ahlakı” gibi konulara indirgemeden bir kadına cinsel saldırıda bulunan kişinin ceza çekebileceğini ve “affedilmeyeceğini” göstermesi gerekir. Bu olduğu sürece mağdur kadınlar başlarına gelenleri anlatabilir. Zira hepimiz biliyoruz ki içinde bulunduğumuz dünyada suçlu hak ettiği cezayı almazsa toplum mağdur kadını suçlamaya dünden hazır.

