Miss Turkey 2024 güzellik yarışması bir süre gündem oldu. Bazı insanlar birinci olan İdil Bilgen’i yeteri kadar güzel bulmayınca ortaya çeşitli tartışmalar çıktı. Güzellik göreceli, herkesin bir fikri olabilir. Fakat beğenmeyenlerin bazıları eleştirinin dozunu kaçırıp linç kültürümüzü tekrar ortaya çıkardı. Bazıları ise tek bakılan şeyin fiziksel güzellik değil aynı zamanda eğitim ve donanım olduğunu da söyleyerek sonuca katıldılar. Ben de bu tartışmalardan yola çıkarak Twitter anketiyle sordum: Sizce güzellik yarışmaları kaldırılmalı mı? Az katılımlı bu anketin sonucunda güzellik yarışmalarının kaldırılmasını isteyenler çoğunlukta.
Bu arada baştan söyleyeyim, güzellik yarışması konusunda görüşünüz ne olursa olsun herhangi bir kadını görünüşü sebebiyle bu şekilde linçlemek kabul edilebilir değil. Bir yanlış olduğunu düşünüyorsak genç bir kadına hakaretler yağdırmak yerine güzellik yarışmalarını tartışmaya açabiliriz.
Gelin bu ay güne güzellik yarışmaları üzerinden bakalım.
Güzellik Yarışmalarının Geçmişi ve Bugünü
Güzellik yarışmalarının kökeni 1880li yıllarda gerçekleştirilen fotoğraf yarışmalarına dayansa da bugün anladığımız şekliyle yapılan ilk yarışma 1921 yılında Amerika’da gerçekleştirilmiş. Türkiye’de ise ilk yarışma 1980 yılında yapılmış. Bu yarışmaların ilk başta yalnızca fiziksel güzellik üzerine odaklandığı ve ırk, kimlik ve medeni hal gibi sınırlamalar içerdiği görülüyor. Fakat 1960lardan sonra feminist hareketle birlikte kapsayıcılığın artırıldığı ve fiziksel özellikler dışındaki özelliklerin de bu gibi yarışmalara dahil edildiği söyleniyor. Günümüze ise yalnızca fiziksel güzelliğin değil aynı zamanda zeka, özgüven ve iletişim gibi yetkinliklerin de gözetildiği belirtilmiş.
Türkiye’de ise kapsayıcılık hala soru işareti. Her ne kadar 2024 birincisi ile birlikte yalnızca fiziksel güzelliğin değil aynı zamanda donanımın da önemli olmaya başladığı iddia edilse de yarışmaya başvurabilmek için 30 yaşından küçük olmanız, hiç evlenmemeniz ve çocuğunuzun olmaması gerekiyor. Evlenmiş olduğu için tacı geri alınan Hülya Avşar’ı hatırlayalım. İnsanlar genelde bunu gülerek anlatır ama aslında bunun gerisinde güzel olmak için “el değmemiş olmak” anlayışı olduğu aşikar. Bu da çok çirkin. Bu arada belirtmek gerek. Miss Universe Organizasyonu bu sınırları kaldırmış. Yaşın üst sınırı olmadığı gibi evil, boşanmış ve hamile kadınlar da başvurabiliyor.
Güzellik Yarışmalarının Sorunu: Feminist Bir Yerden Bakalım
Güzellik yarışmalarının en büyük sorunu tek tip bir güzellik algısı yaratması ve kadını nesneleştirmesi. Bu yarışmalarla birlikte kadının değerinin görünüş ile ölçüldüğü algısı yaratılıyor. Kadınların belirli bir görünüş için çaba sarf etmesi gerektiği aşılanıyor. Bu devamında toplumsal cinsiyet rollerini de pekiştirebiliyor. Bir kadının görevi genç ve güzel kalmak olarak yansıtıyor. Hatta evlenmemiş olma kriterini göz önünde bulundursanız kadın idealinin ne olduğunu daha da iyi anlayabiliriz sanırım. Bu da tabii kadınlar ve maalesef ki kız çocukları üzerinde bir baskı oluşturuyor. Bu ideale ulaşmak ise bazen sağlıksız bir hayatı beraberinde getiriyor. Bu hem fiziksel hem de psikolojik sağlık bakımından geçerli. Bu yarışmaların eleştirilme sebeplerinden bir diğeri de tabi ki de kadının metalaşması. Kadın vücudunun bir ürünmüşçesine değerlendirilmesi ve puanlanması metalaşmaya yol açan şeylerden. Bu gibi yarışmalar ayrıca kadınların gerçek sorunlarından uzaklaşılmasına yol açtığı için de eleştiriliyor. Toplumsal cinsiyet eşitsizliği konuşmak yerine güzellik sıralamalarını konuşuyoruz.
Güzellik Yarışmalarının İyi Yanı Hiç Yok mu?
Güzellik yarışmalarının olumlu yanları da var. Ertuğrul Özkök bir yazısında güzellik yarışması sayesinde harika insanlar tanıdığını ve bu sayede dünya çapında sanatçımız olduğunu söylemişti. Bu doğru olabilir. Fakat sıralamaya girmemiş insanlar arasında belki daha iyi sanatçılar vardı… Mesele sanatçımız olması ise yetenek yarışması da bu keşif için bir yöntem olabilir. İyi yanlar yalnızca insanların keşfi değil, güzellik yarışmalarının feminist bakış açısıyla da olumlu yönleri olabilir. Kadınların kendi vücutları hakkında söz sahibi olarak bu gibi yarışmalara katılmasının kadınları güçlendirdiği düşüncesi bazı feministlerin bu yarışmaları destekleme sebepleri arasında. Ayrıca bu gibi yarışmaların günümüzde “savunuculuk platformu” olduğu ve sosyal meseleleri dile getirmek için kullanıldığı da söyleniyor. Güzellik anlayışının kapsayıcı hale getirilmesiyle birlikte ise bu yarışmaların yeknesak güzellik tanımını kırdığı da iddialar arasında. Güzellik yarışmalarıyla yaratılan algının yine güzellik yarışmalarıyla kırılmaya çalışılması biraz ironik. Doğrusunu söylemek gerekirse sıralamanın yapıldığı bir yerde tek tip güzellik algısının nasıl kırılacağını ben çözemiyorum . Bir diğer konu ise gündemimizle ilgili. Bu yarışmalarda yalnızca fiziksel değil aynı zamanda yetenek, sosyal duyarlılık, başarı gibi konulara da yer veriliyor olması aslında güzellik algısının fiziksel ve dış görünüşle alakalı olmaktan çıkması bakımından önemli. Bu insanlar bir nevi rol model olabiliyor. Örneğin, bir doktorun Türkiye güzeli olması genç kızlara yol göstermek bakımından kıymetli.
Peki Ne Yapmalı?
Güzellik algısının yalnızca fiziksel ve dış görünüş olmaktan çıkması çok değerli. Bu kadınlara ve kız çocuklarına siz yalnızca fiziğinizden ibaret değilsiniz, emeğiniz de sizi görünür kılıyor demek. Bununla birlikte güzellik yarışması yapılacaksa kapsayıcılığının artırılması ve ayrımcılık yapılmadan bir yarışma sürdürülmesi önemli.
Fakat güzellik yarışmalarını geliştirmek ulaşmak istediğimiz eşitlik için yeterli mi emin olamıyorum. Güzellik yarışmalarına ne kadar çok kriter eklerseniz ekleyin, dış görünüşün önemsizleşmesi söz konusu olmuyor. Zira bu yarışmalarda hala güzel olmanız bekliyor ve bu gerekliliğin yanına başka şeyler de ekleniyor. Toplumda da kadınlardan beklenenler böyle değil mi zaten? Hem güzel hem de akıllıysanız çok kıymetlisiniz. Bunun yanında bir de anne, aşçı ve iyi bir partner olmanız da bekleniyor. Bunlardan biri eksikse kadının konumu değişmiyor mu? Doğrusunu söylemek gerekirse ben bir kadın olarak toplumun beklentilerinden yoruldum. Bu yüzden de bu beklentilerin oluşmasına yol açan şeylerin (mesela güzellik yarışmaları) kaldırılabileceğini düşünmeye başladım. Görüş dayatan yasaklara karşı biri olarak yasaklansın da diyemiyorum. Benimki yalnızca bir temenni. Umarım kadınları kadın olma özellikleri üzerinden sıraladığımız durumlara ilgi göstermeyi bırakırız ve güzellik yarışmaları da kendiliğinden son bulur.
Bu arada erkekler için de yarışmalar var diyebilirsiniz. Doğru. Bu gibi yarışmaların kadınlar üzerindeki etkilerinin erkeklerle aynı olduğunu düşünmesem de onlar da kaldırılabilir. Ben kadın haklarına kafa yoruyorum, diğerlerini ilgilenenlere bırakıyorum.

