Türkiye’nin Olimpiyatlarda 100. Yılı

Published by

on

Türkiye, Olimpiyat ve Paris kelimeleri tam bir asır sonra tekrar yan yana. Zira genç Cumhuriyetimizin katıldığı ilk olimpiyat oyunları tam bir asır önce, tıpkı bu yıl olduğu gibi, Paris’te düzenlenmiş. Üç gün sonra başlayacak yaz oyunlarında “Team Türkiye”’yi desteklemek için heyecanla beklerken, gelin bu ay güne olimpiyatlar ve Türkiye üzerinden bakalım.

Olimpiyatlar Bizim İçin Ne Demek?

Olimpiyatların kökeni Antik Yunan’a dayanıyor. Milattan önce 776 yılında Olimpia bölgesinde kralın önerisiyle yapılan şenlikler ilk oyunlar olarak kabul ediliyor. Modern Olimpiyat oyunları ise 1896 yılında Atina’da başlamış. Türkiye’nin olimpiyatlara katılması ise 1924 yılına dayanıyor. Kurtuluş Savaşı’ndan çıkmış ve yeni kurulmuş bir devletin olimpiyatlara hemen katılabilmesi özellikle takdir edilmesi gereken bir husus.

Ocak 1924’te Bakanlar Kurulu “Türk gençlerinin spor karşılaşmaları yoluyla Avrupa sporcuları ile sıkı ilişkide bulunmaları ve spor faaliyetlerinin bilimsel kurallara uygun düzenlenmesi konusunda Avrupalı uzmanlardan yararlanılması zorunluluktur. 1924 Mayıs ayında Paris’te yapılacak Olimpiyat yarışmalarına Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı da davet edilmiştir. Bu yarışmalara katılmakta Türkiye için yarar vardır” gerekçesiyle Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı’na para verilmesine karar vermiş. Olimpiyatlara katılımımızın arkasındaki bu gerekçe bizim için olimpiyatların ne demek olduğunu açıklar nitelikte.

Bence olimpiyat ilk olarak dünyada var olabilmek demek. Türkiye dünyanın bir parçası olduğunu ve bazı spor dallarında öncü olabildiğini bu vesileyle gösterebiliyor. “Dünya 5’ten büyüktür” ifadesini destekleyebildiğimiz önemli yerlerden biri bu spor oyunları. Dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasında yer alamıyoruz ama çeşitli branşlarda altın, gümüş ve bronz madalya sahibi olabiliyoruz. Dünya, Türkiye ekonomik gelişme göstermek için neler yapıyor üzerine düşünmüyordur belki ama Mete Gazoz nasıl çalışıyor diye düşünüyordur.

İkinci olarak ise tabii ki de sağlıklı gençler demek. Spor gerek fiziksel gerek zihinsel gelişim için önemi kanıtlanmış bir aktivite. Şahsen bu konuda çok iyi olmasam da gençlerin spora yönlendirilmesini gelecek nesillerin fiziksel ve zihinsel gelişiminde önemli olduğunu düşünüyorum. Anayasamızda da gençlik ve sporun aynı başlıkta yer alması sanki bu ikisinin içiçeliğinin hak zemininde bile kabul edilmiş olduğunu gösteriyor. Spor aslında uyuşturucu bağımlılığı gibi maalesef ki her geçen gün yaygınlaşan sorunlarımız için de bir mücadele yöntemi olabilir. Olimpiyatlar da gençleri spor dallarıyla tanıştırması ve örnek olması bakımından önemli bir araç. Bugün belki de birçok genç halter sporuyla Naim Süleymanoğlu sayesinde tanıştı.  

Olimpiyatlar bizim ve belki de benim için bir yandan eşitlik de demek. Modern olimpiyatların kurucusu Baron Pierre de Coubertin, kadının olimpiyatlardaki rolünün galibiyet takdir etmek olduğunu söylemiş. Fakat kadınlar bunun karşısında sessiz kalmamış.  Yunan atlet Stamati Revithi, maratona katılımı engellendiği için maratonun ertesi günü kendi başına koşmuş ve 1900 yılında gerçekleştirilen ikinci olimpiyatlarda kadınlar yarışmaya başlamış. 11. Yaz Olimpiyat Oyunları (1936 Berlin) ise bizim kadın sporcularımızın katıldığı ilk oyunlar. Bu vesileyle ilk kadın sporcularımız Halet Çambel ve Suat Fetgeri Aşeni’yi anıyorum. Bu seneki olimpiyatlar eşitlik bakımından da dünya için önem arz ediyor. Tarihte ilk defa yarışacak kadın ve erkek sayısı eşit olacak.Türkiye için ise kadın olimpiyat sporcularımız bu ülkedeki kadınlar ve kız çocukları için ilham kaynağı olmaya devam ediyor. Voleybola “Allah’ın razı olmadığı uygunsuz kıyafetler” diyerek yaklaşan kişileri de sporcularımızın uçuş konforunu sağlayamayanları da gördük. Bütün bunlara rağmen yıllardır voleybol takımımız biz varız diyor ve genç kızlara örnek oluyor. Var olma konusu yalnızca kadın olmayla ilgili de değil. Eşit yurttaşlığı önemsemeyenlerin bazı kişileri cinsel yönelimleri sebebiyle toplumdan dışlamaya çalışmasına da voleybol takımımızın hep birlikte varız dediğine şahit olduk.

Türkiye’de Olimpiyat Görebilir miyiz?

Olimpiyatların bizim için önemini yukarıda yazdım. Bu yüzden insan tabii ki de ülkemizde de olimpiyat görmek istiyor. Oyuncularımızı daha yakından destekleyebildiğimiz ve farklı ülkelerden misafirleri ağırladığımız bir olimpiyat fikri heyecan verici. Kanımca olimpiyatları ülkemizde gerçekleştirmemiz yukarıda saydığım anlamları pekiştirir.

Bu madalyonun bir yüzü. Peki diğer yüzü nasıl?

Sorunların en önemlilerinden biri ekonomi. Her ne kadar olimpiyatların turist ve dolayısıyla gelir getireceği iddia edilse de maliyetler gelirleri aşıyor gibi duruyor. 2004 Atina olimpiyatları bunun önemli örneklerinden. Ekonomi ile ilgili bir diğer husus ise olimpiyat için inşa edilen alanların daha sonra atıl durumda kalması. Bu  tip işe yaramayan dev yatırımlar “white elephants” (beyaz fil) adıyla ele alınıyor. 2016 Rio ise buna örnek gösteriliyor. Bu kadar çok inşaatın yapılması da tabii gerek çevreye zarar verme gerekse bazı insanları yerinden etme riskini barındırıyor. Bu da işin sosyal ve çevresel boyutu. Siyasi bir boyutu da aslında olimpiyatların insan haklarının ihlal edildiği ülkelere verilmesinin yarattığı dilemma. 2008 Beijing olimpiyatlarını hatırlayalım. Eleştirilen Çin’e herkesin olimpiyat için koşa koşa gitmesi biraz da Çin’in yaptıklarının onaylanması anlamına gelmemiş miydi?

Olimpiyatların Türkiye’de olması da ekonomik ve çevresel sorunlar yaratacaktır. Güzide yap-işlet-devret kanunu elbette ki inşaat yapan bir özel kişi bulacaktır. Fakat bunun götürüsü getirisinden çok olur. Barınma ve trafik gibi sorunlarımızın olduğu düşünüldüğünde de vatandaşlar için olimpiyat sorun yaratabilir. Mevcut evlerin olimpiyat sebebiyle airbnb evine dönmesi ya da yarışmaların İstanbul’da yapılması durumunda trafiğin daha da artması şaşırtıcı olmaz.

İnsanların ne düşündüğünü merak edip Twitter’da anket yaptım. Ankete katılan 58 kişinin yarısı hayır demiş. 22 kişi evet derken 7 kişi sonuçları merak etmiş. Yani çoğunluk olimpiyatların Türkiye’de yapılmasını istemiyor. Hayır diyenlerin sebeplerinden biri tabii ki ekonomi. Diğer sebepler arasında sokakların köpekler sebebiyle güvenli olmaması ya da Türkiye’deki şehirlerin ikliminin yazın büyük bir spor etkinliğine imkan sunmaması var.

Benim düşüncem olimpiyatlarda var olmaya ve olimpiyatları ağırlayabilecek bir düzene ülkemizi getirmek için çabalamaya devam etmemiz. Umarım bir gün hiçbir sorun olmaksızın biz de farklı ülkelerin olimpiyat sporcularını ülkemizde ağırlayabiliriz.

Tüm sporcularımıza bu vesileyle başarılar diliyorum. Bu yaz da seninleyiz #TeamTürkiye!