Bugün 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışını ve tabii egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olmasını kutluyoruz. Anayasamıza göre “Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir.” ve “Türk Milleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır.” Yetkili organlar da hepimizin bildiği üzere yasama, yürütme ve yargı.
Ben de Elon Musk’ın 2032 ABD başkanlık yarışını insansı bir robotun kazanabileceği tahminini okuyunca milletin egemenliğini algoritmalar aracılığıyla kullanıp kullanamayacağını düşünmeye başladım. Mahalli idare seçimlerini geride bırakmış ve zihinsel olarak fazlasıyla mesai harcayıp yorulmuşken 23 Nisan vesilesiyle bu yazıda acaba egemenliğimizi yasama, yürütme ve yargı eliyle değil de yapay zeka eliyle yürütmek nasıl olur sorusunu sorumak istedim. ChatGPT 3.5.’a (en basiti sanırım) bu görevleri yükledim. Konum ise “eşitlik”ti.
Gelin güne yasama, yürütme ve yargı yerine yapay zekayı koyabilir miyiz sorusu üzerinden bakalım.
Yasama
ChatGPT’ye sorduğum ilk soru işyerinde eşitliği sağlayan bir kanun yazabilir misin oldu. Öyle ya, yasamanın temel görevi yasa yapmak. Benimle sekiz maddeden oluşan bir kanun paylaştı. İlk madde işveren, işçi, ayrımcılık, taciz ve eşit ücretin tanımlarını içeren maddeydi. Diğer maddeler ayrımcılık yasağı, işyerinde tacizin önlenmesi, eşit işe eşit ücret ödenmesi, eşitliğin sağlanması için eğitim programlarının öngörülmesi ve kanunun uygulanmasına ilişkindi. Bir dakikadan kısa bir süre içerisinde kapsamlı bir yasa ortaya çıkmış oldu. Ayrımcılık anlayışı da bizim mevcut yasalarımızın çok ilerisinde. Zira bu kanun cinsiyet, ırk, etnik köken, milliyet, din, cinsel yönelim, cinsiyet kimliği, yaş, engellilik, medeni durum veya yasalarca korunan diğer herhangi bir özelliğe göre ayrım yapmanın yasak olduğunu öngörüyor.
İşyerinde eşitliği sağlayan bir yasa talebime verdiği karşılık takdire şayan. Peki ya erkeklerin kadınlardan güçlü olduğu varsayımıyla bir kanun yazar mısın diye sorsam nasıl olurdu? Doğrusunu söylemek gerekirse “tabii ki” diyerek sahip olduğu bilgiler doğrultusunda kanun yazmasını bekledim. Oysa bana şu cevabı verdi: “Üzgünüm ama bu talebi yerine getiremem. İş yerinde eşitliğe, cinsiyetten bağımsız olarak herkes için adil ve kapsayıcı bir ortam yaratma hedefiyle yaklaşmak önemlidir. Klişelere veya güçle ilgili varsayımlara dayanarak bir cinsiyete diğerinden daha fazla öncelik vermek eşitlik ilkelerine zarar verir ve ayrımcılık ve önyargıyı sürekli hale getirebilir.” Bu satırları yazarken gözümün önünde kadınların elde etmiş olduğu kazanımları yerle bir etmek için hazır bekleyen milletvekilleri…
Yürütme
Anayasamıza göre yürütme yetkisi ve görevi Cumhurbaşkanı’nda. Haber kanalları henüz öğrenememiş olsa da Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemimizde kabine diye bir kurum yok. Fakat tabii her şeyi tek kişiden beklemek mümkün değil. Bakanlıklar da (Cumhurbaşkanı karşısındaki konumlarına ilişkin tartışmaları bir kenara bırakarak) yürütme faaliyetinde görev alıyor.
Ben de ChatGPT’den Çalışma Bakanı olduğunu ve Cumhurbaşkanı’nın kendisine işyerinde eşitliği düzenleyen uluslararası bir sözleşmeden çekilmesi konusunda görüş danıştığını varsaymasını istedim ve sordum: Nasıl cevap verirdin?
ChatGPT buna da bir dakikadan kısa bir süre içerisinde çok detaylı bir cevap verdi. Bu cevap uluslararası taahhütlerimizi ve küresel saygınlığımızı dikkate alan, uluslararası sözleşmeden çekilmenin işyerinde eşitliğin sağlanmasına ilişkin kazanımlar üzerinde olumsuz etkiler doğurabileceğini öngören, çekilme kararından önce sendikalar, sivil toplum kuruluşları ve uzmanları içeren paydaşlarla fikir alışverişinde bulunulmasını ve sözleşmeden çekilmeye alternatiflerin düşünülmesini öneren bir cevaptı.
ChatGPT’ye görevden alınmaktan korkan bir bakan olsan vereceğin cevap değişir miydi diye de sordum. Cumhurbaşkanı’na verdiği cevabın tonunda değişikliğe gitse de içeriğinde bir farklılaşma olmadı. Çünkü ChatGPT, bakanın işyerinde eşitlik ilkesinin savunulması görevinin olduğunu ve bu göreve sadık kalması gerektiğini söyledi. Yani bugün ChatGPT bakan olursa, görevden af talep etmem gerekir mi endişesi taşımadan görev alanındaki hak ve özgürlüklerin yerine getirilmesi için çalışacak. Bu satırları yazarken gözümün önünde İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmeyi savunan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı…
Yargı
Bu sefer de ChatGPT’den, bir kadının benzer bir eğitime sahip bir erkekle aynı pozisyonda çalışmasına rağmen daha az ücret aldığı için yargıya başvurduğunu varsaymasını istedim. Sorum basit: hakim olsan nasıl karar verirsin?
ChatGPT hakim olsa, eşit işe eşit ücret ilkesini, iş tanımları ve eğitimlerinin benzerliğini, ücret eşitsizliğini gösteren kanıtları ve bu eşitsizliğin meşru ve objektif bir gerekçesi olup olmadığını değerlendireceğini belirtti. Bu doğrultuda da tazminat ödenmesine hükmedebileceğini söyledi. Hatta karar metninde işyerinde eşitliğin ve ayrımcılık yasağının önemine de dikkat çekti.
Peki erkeklerin kadınlardan üstün olduğunu düşünen bir hakim olsan farklı cevap verir miydin soruma ise yapay zeka olarak cinsiyet ayrımı gözetmeksizin eşitlik, tarafsızlık ve adaleti önceliklendirdiğini ve cinsiyete dayalı ayrımcılığı kabul edemeyeceğini belirtti. Bir de ekledi: Hakimlerin kişisel görüş veya inançlarına göre değil hukuka göre karar vermesi gerekir. Bu satırları yazarken gözümün önünde Anayasa Mahkemesi kararını tanımayan hakimler…
Sonuç Olarak Egemenlik Yapay Zeka Eliyle Kullanılabilir mi?
ChatGPT’nin sorularıma verdiği cevaplar ve sınamalarım karşısındaki “güçlü” duruşu egemenliğin ait olduğun milletin bu yetkisini yapay zeka aracılığıyla kullanabileceğini gösteriyor. Bununla birlikte içimden bu kadar önemli bir yetkiyi aklımın eremediği bir algoritmaya bırakmak gelmiyor. Zira ChatGPT benim sınamalarıma karşı güçlü durduysa bunun sebebi onun yaratıcılarının ya da ona yüklenen bilginin bu yönde olması. Nitekim, yapay zekanın bazen cinsiyetçi ve ırkçı sonuçlar verdiği hepimizin malumu. İşte bu yüzden de egemenliği hızlı bir şekilde kullanmamıza yardımcı olsa ve bize içerisinde bulunduğumuz dünyadan daha demokratik bir düzen sunuyor gibi gözükse de geri planda bir kontrol gerekiyor. Buradaki temel sorular da kimin ne şekilde kontrol edeceği.
Zira bu algoritmaların tabi olduğu kuralların büyük şirketler tarafından tek taraflı belirlenmesi aslında hayalini kurduğumuz demokrasinin karşısında duran bir otokrasiye yol açabilir. Bu yüzden de ülkelerin bu alanı şirketlere bırakmadığını ve yapay zekaya ilişkin düzenlemeler getirmeye çalıştıklarını görüyoruz. Geçtiğimiz ay Avrupa Parlamentosu tarafından onaylanan Yapay Zeka Yasası da bunun bir örneği. Malum, biz de Avrupa Birliği mevzuatını takip etmeyi severiz (Avrupa Birliği yasalarına uyumla ilgili sorunum yok, onun ötesinde gitmeye çalışmamamızla ilgili sorunum var). Bu mevzuat bu yazının konusu değil. İlgilenenler için Linkedin derya deniz. Ama yazının sonuna doğru aklıma başka bir soru takılıyor. Millet egemenliği için küresel bir mücadele mi gerekiyor?

